Kayıtlar

.....dan sonrasını okumadım

İnsan bazı kelimelere küser mi? Ben küstüm? Öylesine uyuz olduğum kelimeler var ki, anlatılan konu çılgıncasına ilgimi çekse de, bu kelimelerden birini duyunca darmadağın oluyorum. Çok farklı sebeplerden kara listeme giren bu kelimelerden bazıları: Farkındalık(alttaki türevlerine göre en çok da bu) Yaşanmışlık, dokanmışlık falan diye gider böyle Aktivite Etkinlik Organik Cadde (Bağdat Caddesi anlamında), Feys (facebook anlamında) ve hassaten ilişki(kadın erkek ilişkisi anlamında "ilişkiye ara verdik" cümlesindeki gibi) gibi kısaltmalar Fırsat Minval Laik yada dinci, cemaatçi vs. vs. vs. Duayen Not: Zorlama "öz Türkçe" kelimelere girmiyorum hiç.

Ben Bertolt Brecht

Geçen akşam evde televizyonun karşısına oturup zaplamaya başladım. Hanım da mutfakta bir şeylerle uğraşıyordu. Trt Belgesel kanalında Güven Kıraç’ı görünce durdum. Elinde bir kitap, kafasında kasket bir evin içinde dolaşıyor, ev sahibi hakkında bir şeyler anlatıyor, ara ara da şiirler okuyordu. Gezdiği ev Bertolt Brecht’in Berlin’deki eviymiş. Aslında Bertolt Brecht ismi bile benim için bir şey ifade etmiyordu, adını birkaç kez duymuş olsam da onu tanımaktan çok uzaktım. Okuduğu şiirler ve Güven Kıraç’tan dinlediğim kadarıyla hayatı ilgimi çekmişti. Ertesi gün işyerinde işten artan zamanda internetten Bertolt Brecht hakkında küçük çapta bir araştırma yaptım. Kitaplarını bulabilir miyim diye baktım. Oyunları ve şiirleriyle ünlü, kendini “komünist” olarak tanımlayan bu yazarın bazı oyunları hala basılıyordu fakat şiirlerini baktığım birkaç kitap sitesinde bulamadım. Tiyatro izlemeye meraklıyımdır ama kitabını alıp da tiyatro oyunu okumuşluğum birkaç Shakespeare eseriyle sınırlı...

Unutmak ve Affetmek

Akılsız adam ne affeder ne de unutur; saf yürekli adam önce affeder ve sonra da unutur; bilge ise affeder, ama hiçbir zaman unutmaz. Thomas S. Szasz

Adams æbler

Resim
Bir filmden en son ne zaman bu kadar etkilendim, hatırlamıyorum bile. MUHTEŞEM!

Bir Aforizma

İnsan, kendi samimiyetinin altını çizmeye kalkıştı mı, ister istemez üstünü de çiziyor. Samimiyet, mahremiyetle mukayyet olsa gerek. Murat Menteş, Korkma Ben Varım

Ruh Üçüzlerim - (benle dört)

Resim
Birizim: Ben İkizim: Hepimiz onu çok iyi tanıyoruz. Huysuz/Somurtkan Şirin Üçüzüm: J.D. Salinger'ın "The Catcher In The Rye" kitabının esas oğlanı Holden Caulfield (çizim temsilidir) Dördüzüm: Filmleriyle biraz ucuzlaşmış olsa da skeçlerdeki haliyle şu an "ııııyyyyk" diyenlerin de beğenisini kazanmış olan " Recep İvedik " Bizi birbirimize bağlayan şey ise gerçekten inanarak ve samimi bir şekilde, birçok şeyden nefret ettiğimizi söylediğimiz halde, aslında nefret etmememiz yada nefret dolu insanlar(hepimiz insanız) olmayışımızdır. Holden'in göbeği olsaydı bir ortak yanımız daha olurdu aslında :)

Sevmem

McDonalds'da yemek yerken McDonalds/BurgerKing kıyaslaması yapmak için bomboş bir adam olmak gerekir. Aynı şekilde içki içerken içki ortamı hatıralarının anlatılması vs.. tarzı o an bulunulan ortamı(yapılan eylemi) önemsizleştiren, sanki o an bir anı olamazmış da ancak anıların anlatıldığı bir yer olabilirmiş yada karşındaki birşeyleri beraber yaşayıp, paylaşabileceğin birisi değil de yaşadıklarını anlatabileceğin birisi olabilirmiş gibi muhatabına saygıdan uzak, seviyesiz, aşağılık muhabbetleri sevmem. Benim gözümde çok büyük şerefsizliktir. Git onla iç içkini o zaman it herif. Bak sinirlendim yine.